Tag-Archive for » edilmek «

Askerlik

Askerlik çağı gelen ve askerlik kağıdı gelen gençler akrabaları ve komşuları tarafından toplu olarak her öğün ayrı evde olmak üzere yemeğe davet edilirler.Her genç helalleşip evinden ayrılırken işleri yolunda gitsin diye arkasından su dökülür.Askere gidecek gençlerle,köy halkı köy meydanında toplanır ve köy imamı çağrılarak dua edilir.Bu törene gelenler askere gidecek gençlerin cebine para koyarlar.Gençler askere uğurlandıktan sonra askere giden gençlerin evleri ziyaret edilir. Askere giden gencin evine huzur içinde dönmesi için gencin ailesi tarafından “Sıvık hamur”dan saç üzerinde çırpma pişirilerek bu hamur işi komşulara dağıtılır.Bu olaya “Döndürme” de denilmektedir.Yörede askerliğini yapmayanlar çocuk ve cahil sayılmaktadır.

Sünnet

Sünnet düğünü erkek çocuğun sünnet ettirilmesinin kutlanmasıdır. Sünnet düğününü yapan aile oğlunun sünnet edilmesine duyduğu sevinci, yakınlarıyla bunu kutlayarak paylaşır. İslam Dininin gereklerinden olan her erkek çocuğunun sünnet edilmesi halk arasında bazı gelenekleri beraberinde getirmiştir.

Düğün sahibi düğünden önce bir takım hazırlıklara başlar. Daha önceden çağrılan yengeler, Çarşamba günü düğün evine gelerek sünnet çocuğunun karyolasını süsler. Perşembe günü yengeler düğün sahibi adına çok yakınlara kına,tanıdıklarına da şekerle sünnet düğününe çağırırlar. Düğün evinin erkekleri de çağırılması gereken erkek tanıdıkları Pazar günü sünnet düğününe davet ederler. Perşembe veya Cuma günü düğün için ekmek yapılır. Aşçı, bulaşıkçı ve tefçi,davulcu tutulur.

Cumartesi akşamı kadınlar toplanır. Mevlit okunur. Mevlit bittikten sonra sünnet olacak çocuk ortaya oturtulur ve eline genellikle sırça parmağına kına yakılır. Sünnet çocuğuna kınayı yengeler yakar. Düğün sahibi yani sünnet çocuğunun annesi kına yakan yengelere iğne oyalı bez örtü verir. Orta yerde kına yakılırken sünnet çocuğunun yakınları para takarlar. Bir süre sonra kalabalık dağılır. Pazar günü davetliler sabah 10-13 civarı verilen davete gelirler. Davete gelenlere sofra açılır,yemek verilir. Sünnet çocuğuna davetliler para,altın takarlar. Davetliler yemeklerini yedikten sonra sünnet çocuğunu gezdirmek için beklerler. Bir at getirilerek sünnet çocuğu bu ata bindirilir. Atın üstüne duvar halısına benzeyen küçük ipek dokuma halı serilir. Atın kulak kısmına kırmız veya mavi krep asılır. Bunun yanında havlu,çamaşır vb. de asılabilir. Bütün bu asılanlar daha sonra atın sahibine kalır.

Ata bindirilen sünnet çocuğu davul zurna eşliğinde,atın arkasında konvoy oluşturan yakınlarının kullandıkları arabalarla mahalle aralarında gezdirilerek tekrar düğün evine gelinir. Daha önce bir yakını tarafından tembihlenen çocuk attan inmez. Çocuğun attan inmesi için yakın akrabaları ve babası vaatlerde bulunur. Çocuk istediği şeyi almaları için ” tamam ” dedirtinceye kadar attan inmez. Bu pazarlıktan sonra attan inmeye razı olan çocuk attan inerken başından şeker serpilir. Attan indirilen çocuk yakınları tarafından sünnet odasına götürülür ve sünnetçi tarafından sünnet edilir. Sünnet edilirken çocuğun yanında babası ve yakınları da bulunur. Eğer sünnet çocuğu tekse çocuğa arkadaş olacağına inanıldığı için düğün evinin penceresinden aşağıdaki çocuklara doğru horoz uçurulur. Kim kaparsa horoz onun olur. Sünnetten sonra düğüne çağrılan kadınlar gelir. Onlara sofra açılır. Yemek verilir. Daha sonra tefçi eşliğinde oynarlar. Gündüz düğüne gelen kadınlar oynarlar. Akşamüstü kalabalık dağılır. Akşam yine toplanılır ancak bu kez meydan genç kızlarındır. Akşam da genç kızlar oynar. Geç saatlerde düğün sona erer.

Kazdağı Endemik Bitki Örtüsü

Milattan önce 1200’ler: Anadolu Yarımadasında kurulu, dünyanın iki süper devletinden biri olan Hitit İmparatorluğu aniden yıkılır. Bütün Hitit şehir kalıntılarında bu tarihlere ait kalın bir kül tabakası vardır.


Söz konusu yıkım sadece Hititler değil, bütün Anadolu halkları için geçerlidir. Batıdan doğuya doğru hızlı bir şekilde genişleyen, vahşi bir yıkım göz önüne serilir. Öyle hızlı ve ani bir yıkımdır ki bu, Anadolu yazılı kaynaklarında işgalle ilgili bir belgeye rastlamak neredeyse olanaksızdır. Vahşi, göçebe ve savaşçı kuzey halkları (Deniz halkları) Balkanlardan Anadolu’ya saldırmışlar, burayı boydan boya tahrip ettikten sonra Doğu Akdeniz ve Mısır’a kadar dayanmışlardır. Mısır yazılı metinleri bu saldırıdan dehşetle, saldırganların Mısır’dan kovulmalarından ise övgüyle bahsetmektedir. Tarihin gördüğü en vahşi saldırı, belki de ilk dünya savaşıdır bu. Anadolu insanı barbar kabileler tarafından katledilmiş, uygarlık tamamen yok edilmiştir. Öyle etkili bir saldırıdır ki, yıkımdan sonra, bin yıldan beri Anadolu’da kullanılan ve uygarlık ölçütü olarak bilinen yazı ortadan kalkmıştır. Arkeoloji literatüründe “Karanlık Çağlar” olarak adlandırılan dönem bu yıkım ile başlamıştır. MÖ 1200-750 yılları arasında Anadolu kör bir karanlığa gömülmüştür. Yazının olmadığı, kentlerin ortadan kalktığı bu dönemle ilgili olarak ancak ilkel kabilelere özgü basit keramik parçalara ulaşılabilmiştir.

Tarihçe

MANASTIR MOLA OTEL , KONUMU İTİBARİYLE ESKİ TİCARET ( İPEK YOLU ) YOLU ÜZERİNE KURULMUŞTUR.ÖNÜNDEKİ BAKIMSIZ TAŞ YOL, O DÖNEMDE SEHİRLER ARASI YOL OLARAK KULLANILAN  TARİHİ BİR YOLDUR.

İÇERİSİNDE  KENDİSİNİ ÇEVRELEYEN 500 YILLIK 3 ADET ÇINAR AĞACI BULUNAN MANASTIR MOLA; YOLCULARIN DERE KENARINDA DİNLENDİĞİ VE ÇAY LARINI İÇTİĞİ , KONAKLAYIP DİNLENDİKLERİ BIR HAN OLARAK BİLİNİR…

KÖYLÜLERİNDE BU BÖLGEDE YABANCILARA BAHCE MAHSULLERINI SATIP GEÇİMLERİNİ SAĞLADIĞI SÖYLENİR.

1924 MÜTAKERESİNDE RUMLARLA YAPILAN ANLAŞMAYLA BÖLGEDEKİ RUMLARLA, YUNANİSTANIN ADALAR BÖLGESİNDE KALAN TÜRKLER YER DEĞİŞTİRİR. O DÖNEMDE MANASTIR MOLA’NINDA İÇİNDE BULUDUĞU ALTINOLUK’TAN EDREMİTE KADAR OLAN ALANIN TÜMÜ BÖLGENİN EN İLERİ GELENİ BANKER ALİ BEYİN HİMAYESİNE GEÇER.. BÖLGEDE BULUNAN TÜM YAPILARLA BİRLİKTE MANASTIR MOLA’NIN TARİHİ YAPISIDA ZEYTİN İŞLETMECİLİĞİNDE KULLANILMIŞ BURADAN ORDUNUN ZEYTİN VE ZEYTİN YAĞI İHTİYACI KARŞILANMIŞTIR.. HATTA BU MEKANLARDA ÇALIŞAN GENÇLER ASKERLİK YAPMIŞ BİLE SAYILARAK ASKERLİKTEN TERHİS EDİLMİŞTİR.

MANASTIR MOLA ADINI, HEMEN YANI BAŞINDAN AKAN MANASTIR ÇAY’IN DAN ALIR.. MANASTIR ÇAYI DA ADINI RUMLAR ZAMANINDA YAKIN BÖLGESİNDE BULUNAN RUM MANASTIRIN’DAN ALMIŞTIR.. MOLA İSE, OTEL’İN KURUCUSU TARAFINDAN BÖLGENİN ASIRLARDIR MOLA YERİ OLARAK KULLANILDIGINDAN DOLAYI MANASTIR’IN SONUNA EKLENMİŞTİR.

İŞTE O GÜNLERDEDE HAN OLARAK KULLANILAN MANASTIR MOLA BUGÜN DE OTEL OLARAK TURİZME KAZANDIRILMIŞTIR.